17 Ocak 2020 ,Cuma
Home Buradasınız/ KÖŞE YAZILARI

KÖŞE YAZILARI

KATMERLİ GAFLETİN BEDELİ…

Evet, gafletin katmerli yaşandığı ve bedelinin ödendiği bir süreci yaşadık ve yaşıyoruz. Kendilerine yön arayanlar, yolunu kaybetmişlere adres sormayla kalmayıp adres tarifi yapanların dümen suyuna fevc fevc girince yaşanmaya başladı tüm acılar… Hâlbuki Ahzab Suresi 21.ayeti Kerimede mealen Ne buyuruyor Rabbimiz: Andolsun ki, Resulullah sizin için, Allah’a ve Ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir. Anlaşılıyor ki, ilk kurtulunması gereken karanlık, karanlıkların en zifirisi olan “CEHALET” karanlığı idi. Ancak insanlığın kahır ekseriyeti, dini dünyevi beklentilerine basamak yapan gizemli ve bir o kadar da şer yüklü sıfatlarla mücehhez kimselerin eteğine yapışarak sadece ondan beslenmeyi, dünyasını ve ahiretini kurtarmanın referans noktası gördü. Uyutma seansları ile mukayese gücünden mahrum bırakıldı. Günde on sayfa okuyanın kendisini muhafaza edebileceği, onbeş sayfa okuyanın gayrete geleceği, yirmi sayfa okuyanın, ilme kendisini vereceği gerçeği göz ardı edilerek kendisinin yerine başkalarının düşünmesi sistematik olarak empoze edildi. İnsanın kurtulması huzur, saadet içinde yaşamasını sağlayacak referans noktalarını Kâinatın Yaratıcısı Yüce Allah cc. Mahlûkatın nefesleri adedince insanlığın idrakine sunmuş iken, Hablul metin olan Allah’ın sımsıkı ipine sarılmak var iken, kendisini çıkmaz sokaklara sürükleyenlerin peşine takıldı. Peki, burada kusur İslam’ın mı? Asla ve Kat’a. Kusur, İslam’ı bir bütün olarak kavrayamayan, kendi inanç hürriyetine kendisi pranga vuran, beşerin kurduğu şerlere entegre olanlarındır. Nabzını, insanın doğasından anlamayanlara tutturanlar, körle yatıp şaşı kalkanlar misalidir. Neticede birileri atlas döşeklerde zevkü sefa içinde Allah deyip kendi oluşturduğu tebasını günah bataklığına sürükleyip günahlara kaydırdıkça, İslamiyeti ortadan kaldıracak, İslamsız Dünya düzeninin kurulmasına da taşeronluk yapmış olacaklardır. Bugün inanan insanın yapması gereken hadiseleri ve olayları filtreden geçirmek, tahlil ve feraset sahibi olmak, şeytanın ve şeytanın ortaklarının hile ve desiselerini bilerek kendisine ilmin ışığında yön tayin etmektir. Tüm dünya Müslümanları günümüzde şeytanın ve şeytanlaşmış ruhların zulmüne uğramış ve onlara karşı zillete düşmüş ise, sebep onların güçlü oluşu değil, bizim güçsüz oluşumuzdur. Her inanan insan İslam binasının tuğlası demektir. O zaman iyi bir fert ve sağlam bir tuğla olmaya özen gösterebilecek çelik bir iradeye sahip olmak zorundayız. İşte bu da ancak ilim tahsil etmekle olacaktır. Evet, okuma, bilme, öğrenme hiç ama hiç durmadan. Kâinat durağan olmadığına göre… İlahi mesajı iyi anlamalı, iyi okumalıyız. Bu okuma babasının Muhammed İkbal’e dediği gibi, Yavrum; Kur’an-ı sana geliyormuş gibi oku. Bütün okumalarda işte esas bu olmalı. Aksi takdirde, nefsin labirentlerinde dolaşan insanın şeytan ve şeytanın ortaklarının hizmetkârı olup, şeytanca fiiller işleyip, melek gibi muamele bekleme alışkanlığı kazanacağından Allah CC. ın, bir ceza ve uyanışa vesile olsun diye gönderdiği her musibete nefsinin dışında bir suçlu arayacak ve günün her saatinde de onunla beraber olacaktır. Ne alkolün tütsülediği kafaların, ne gizli mahzenlerde kendi Ülkesine kumpas kuranların, kurmak istediği düzene karşı mukavemeti olacak nede sözüm ona bağlı olduğu İslamın bir müntesibi olabilecektir. Neticesinde bağı kopmuş tesbih taneleri gibi darmadağınık, ne Müslüman’ım demenin hazzını duyacak nede kendi istediği bir dünyayı elde etmiş olacaktır. Allah Resulü a.s. ; Müslüman bir delikten iki defa ısırılmaz. Yani Müslüman iki defa aldatılmaz buyuruyor. İslamın yükümlülüğü aklı olanadır deliye değil. Deli olmadığımıza göre demek ki, kapsamlı bir analiz yeteneğine ve idrakimizi kullanmaya ihtiyacımız var. Başkalarını İslam hakkında ne düşündüğü bizi ilgilendirmiyor. Biz ne düşünüyoruz asıl önemli olan budur. Kendimize dönüşün zamanıdır artık. İnanan bir insanın boş vakti yoktur. Hani büyüklerden birine latife kabilinden sormuşlar. Hocam; Azrail sizi unuttu mu yoksa. Cevap: Hayır Azrail ile yakında görüştük. Bana dedi ki boş bulursam götürürüm. Sözün özü, Süleymaniye Camii yapmak için Sultan Süleyman, Mimar Sinan lazım. Yıkmak için yarım teneke dinamit yeter. Düşünmeden, okumadan, araştırmadan yaşayanlar başkalarının kirli planlarının figüranları olup, durmadan kalıp değiştirir, şahsiyet travmaları yaşar ve zamanla tüm milleti tehdit eden birer virüs ve mikrop yuvası olurken kendi insanın üzerine bomba yağdırabilecek kadar canileşebilir.

Devamını Oku...

Çayırlı’da Yetişkinlere Okuma Yazma Kursu

Çayırlı Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü desteğiyle Balıklı,Verimli ve Çaykent köylerinde okuma yazma kursları açıldı.Kursa özellikle yetişkin erkek ve bayanlar ilgi gösteriyor. Çayırlı Halk Eğitim Merkezi Müdürü Muammer Doğan,konu ile ilgili olarak yaptığı açıklşamada,”Çayırlı Halk Eğitim Merkezi olarak okul çağı geçmiş kişilere yönelik açtığımız birinci ve ikinci kademe kursumuza vatandaşlarımız ilgi göstermektedir. Balıklı,Verimli ve Çaykent köylerindeki okullarda öğretmenler tarafından hafta içi verilen kurslarımızda kursiyerlerimize okuma-yazma öğretiliyor. Kursumuzun şuan en yaşlı kursiyeri 65 yaşında. Buda okuma-yazmanın yaşının olmadığını gösteriyor. Okuma-yazma bilmeyen yetişkin bayanlarımız kursumuza gelip katılabilirler. Bu kurslarımızı talep olduğu müddetçe açmaya devam edeceğiz.Kurs sonunda başarılı olan kursiyerlere sertifika verilecek. Balıklı,Verimli ve Çaykent köylerinde açılan kurslara toplamda 20 kursiyerin katıldığını vurgulayan Doğan,”Kurslarda İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün görevlendirdiği öğretmenler ders veriyor.Kursiyerler Kasım ayında başlayan Pazartesi,Çarşamba ve Perşembe günleri olmak üzere haftanı 3 günü toplam 120 saat sürecek olan kursu 29 Şubat’ta tamamlayacak. 1. ve 2. kademe olarak düzenlenen kursta, başarılı olan kursiyerlerden 1. kademeye gidenlere okuma yazma sertifikası, 2. kademeyi bitirenlere ise belgeleri verilecek. program ile okur yazar olmayan bireylere okuma yazma becerisinin yanı sıra matematik ve temel yaşam beceriside kazandırılmıştır”dedi.

Devamını Oku...

ERZİNCAN KYK; ÖĞRENCİLERİN GÜVENLİ LİMANI

Batı dünyasının dine yabancılaşmasından derin rahatsızlık duyan, dini insan hayatından çıkarırsanız her şey mubah olur diyerek etkili bir dil kullanan Fransız bilim adamı Alexis Carell’e büyük bir topluluk önünde gençleri tasvir etmesi söylenir. O da eline kâğıdı kalemi alır ve bir resim çizer. Çizdiği resim,  bir kulağının üzerine yan gelip yatan bir köpek resmidir. Resmi görenler şaşkın bakışlarla resme bir anlam yüklemeye çalışırlar. Alexis Carell söz alır ve gençliği tasvir ettiği resim üzerinden açıklayarak, şöyle der:Gençliği, kendi zevk ve ihtiraslarının zebunu yani, kölesi olmuş, mide ile tuvalet arasında mekik dokuyan, sonra bir kulağının üzerine yan gelip yatan, geleceğe ait bir tasavvuru olmayan, gününü gün eden her türlü felakete toplumu sürükleyebilecek yaşayan ölülerdir. Yukarıdaki örnekten hareketle, Devletin güçlü olması; fertlerin kültür, inanç, tarih potasında yoğrulup milli bir duruş sergilemesi, birlik ve beraberliği ortak payda yapması ile bire bir ilişkilidir. Devletin güçlü olduğu yerde ayrılık gayrılık tohumları yeşerecek zemin bulamaz. Kötülerden daha gayretli olan toplumlar, milletin sıhhat ve selameti açısından adeta dinamo vazifesi görürler. İyide bu gençlere,” İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın” felsefesini sevgi iklimini, arzu ettikleri sevgi ve şefkati, muhabbeti, hakikati, milli ve manevi değerlerini, kültürünü tarihini sunacak açlıklarını giderecek kılavuzlara ihtiyaç var. Elmas dünyada var olan en sert olan maddedir. Ondan sonraki en sert madde ise camdır. Onun için camı elmasla keserler. Elması da kurşunla işlerler. Dünyanın en sert maddesine şekil verebilmek için yumuşacık bir şey, ama “yumuşacık” o da kurşun kullanırlar. Hani su damlasının mermere tıp tıp damladıkça mermeri delmesi gibi.. Bütün sert şeyler için bile yumuşaklık lazımdır. Suçlular ordusunun askerleri, ruh dünyası paramparça olmuş insanlardan oluşuyor. Başkalarının hayat figüranı olan, insanlığa ve insana kastedenlerin hikâyelerini bir dinleyin koskoca bir hiçle karşılaşırsınız. Maalesef, topluma sürekli yanlış ve olumsuz örnekleri göstermek toplumu karamsarlığa itiyor. Onun içindir ki istikbalimiz adına nesil diye bir derdimiz olacak. Bu derdi de kendisine dert edinecek rehberler, önderler olacak Bu Ülkede, bu şehirde hiç mi iyi örnek, hiç mi iyi bir davranış, hiç mi iyi bir uygulama, hiç mi dertlenen idareciler, vazifesini Bi- Hakk’ın yerine getiren, mesaisini ibadete çeviren insanlar yok. Hayır var! Ya hep pas geçilerek görmezden geliniyor ya da ideolojik külah giydirilmeye çalışılarak değersizleştiriliyor. Küçük olumsuzluklar, kalemlerin ucu sivriltilerek harflere dökülüp milletin sinesine saplanmaya çalışılıyor. İşte bu olumlu örneklerden bir tanesi; Üstlendiği görevle mütenasip, sosyal sorumluluk hissine sahip ve o sorumluluğu yerine getirmede son derece azimli ve kararlı olan Erzincan Kredi Yurtlar Kurumu İl Müdürü Sayın Fevzi SARIÇİÇEK. Bahara giden yolları eriyen kar taneleri açarmış derler. Taş kalplilerin kalbide sevgiyle yumuşarmış. Vasıflı İdarecilerle, Kredi Yurtlar Kurumu gençlerin sığınabileceği en güvenilir bir liman haline gelmiştir. Artık oradaki her öğrenci o kurumdaki her görevliyi ekmek gibi, su gibi tanıdık görüyor, mihmandarlarının mihmandarlığından emin oluyor ise, eğer bir öğrenci oradaki görevliyi, hayat tarzı ve onda bulduğu değerleri kendisine model olarak alıyor ise, gelecek adına tasavvurumuz Alexis Carell’in tasavvurundan azadedir. Zira Erzincan Kredi ve Yurtlar Kurumu İl Müdürlüğü, öğrencilere sosyal, kültürel, tarihi, her türlü soysal sorumluluk projeleri hazırlayarak gençlerin vaktini hem daha eğlenceli hale getirmek, hem de hak ve hakikat noktasında onları milli ve manevi duygularla mücehhez kılarak, becerilerini ve kabiliyetlerini geliştirmek, birbirleri arasında sevgiyi ve muhabbeti tesis etmek, bunları yaparken metodolojik olarak, yöntem ve metoduna göre her öğrenciye ayrı ayrı yaklaşım tarzı gösterilmesi sorumluluk sahibi, dertli idarecilerin ve ekibinin başarısını karşımıza çıkarmaktadır. Bize düşen, hak ve hakikat adına bu tür idarecileri takdir ederek gayretlerini artırmak, değerlerini hissettirmektir. Yakından takip ettiğim ve çalışmalarına muttali olduğum, bir başka Kurumuzun İdarecisini, ekibini ve çalışmalarını kaleme alacağım köşe yazısında buluşmak temennisi ile.

Devamını Oku...

SEL GELİYOR… ANCAK; “YAŞATMAK İÇİN”

Kültür emperyalizmini, ülkemizin tarihini, kültürünü, maneviyatını tanıyan hainler eli ile gerçekleştirmek, ardından da siyasi ve ekonomik darbe ile sömürge alanını genişletmeyi amaçlayan İblisler Meclisi darbe üstüne darbe yiyorlar ve yiyecekler… Artık ayağa kalkma zamanıdır. İslam beldeleri, yurtları, şehit kanları ile sulanan topraklar, her türlü mezalime uğrayan, toprakları talan edilen Müslümanların uykuda olmaları büyük bir zillettir. Uyutulan ve uyuşturulan İslam Dünyası derlenip toparlanma sancıları yaşıyor. Bu derlenme ve toparlanmanın, kaybettiği ruhu tekrar kazanma azmi ve kararlılığı, Türkiye sayesinde tüm İslam dünyasına fer ve ışık olmaktadır. Kendilerini kaptan-ı Derya zanneden, zehirli ve kılçıklı düşünceleri ile dünyayı yaşanmaz hale getirenlerin borularının sesi kısılması vetiresine girmiştir. Amerika’sı, İngiltere’si, Fransa’sı, Almanya’sı, İtalya’sı, Belçika’sı dahası Avrupa’sı endişe içinde… Korkuyorlar gelen selden… Yiğit düştüğü yerden kalkarmış. Kıyam hareketidir aslında yaşananlar… Kendi kendinize tarih yazamazsınız haykırışıdır, doğru tarihi biz yazacağız, önderlik edeceğiz, ediyoruz tüm İslam âlemine. Kim ne derse desin gıpta ile izleniyor Türkiye. İçimizdeki hainler, iblisler ve mavallar hariç. Bir zamanlar racon kesilen gel gel, git git diye talimatlar yağdırılan değil, Ülkesinin sorunlarını, milli, kendi kültür ve inanç teknesinde yoğurarak geleceğe yürüyen bir Türkiye var. Artık bu selin karşısında kimse duramaz. İflas bayrağını çekmiştir tüm beşeri sistemler. Bir arayış için de tüm dünya insanları. İşte tamda bu noktada hayat iksirini sunacak ve Allah’ın kullarını, kula kul olmaktan kurtaracak, asrın firavunlarını, tağutlarını tarihe gömecek meşalenin ateşi tutuşturulmuştur. 15 Temmuz onun için bir milattır. Ahırı medeniyet diye yutturan Avrupa ne kadar 15 Temmuz’un üstünü örtmeye çalışsa da, korkunun kendilerinde ne kadar egemen olduğu gün gibi aşikârdır. Tağutlar birer birer kendi kurdukları tuzaklara düşeceklerdir. Hiçbir İslam Ülkesinin liderinin tüm dünyada yaşanan rezaletleri dile getirmeye cesaret dahi edemediği mevzuları, önce davet ve tebliğini yapıp, bu davet ve tebliğ kulak arkası edilince, fezlekelerini de ortaya koyarak tüm dünyanın gözü önünde maskelerini indiren, İblisler Parlamentosunun yediği haltları tek tek sıralayan bir Cumhurbaşkanı ve arkasında milli irade var. Türkiye’nin dinamizminden esinlenen ve ümit kulvarına giren, cesaretini toplayan tabandan yükselen bir ses var. 25 yıl önce 1991 yılında Amerika’nın öncülüğünde sözde demokrasi götürüyoruz teranesi ile koalisyon güçlerinin başlattığı kod adı, “Çöl Fırtınası Harekâtı” Körfez Savaşını, BMGK tarafından Irak’a uygulanan, çökertme harekâtı olan, ekonomik yaptırımları hatırlayanlar, o dönemdeki Türkiye’nin pozisyonunu bugün ile kıyasladığında o günkü Türkiye ile bugünkü Türkiye’nin kıyas dahi yapılamayacağını görürler. Türkiye’m! Artık Hatt-ı müdafaa yoktur, Sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Topyekûn Diriliş vaktidir.

Devamını Oku...