6 Aralık 2019 ,Cuma
Home Buradasınız/ GÜNCEL Buradasınız/ EN UZUN SU TÜNELLERİNİ VE BİN YILLIK TÜRK MAHALLESİ BULDULAR

EN UZUN SU TÜNELLERİNİ VE BİN YILLIK TÜRK MAHALLESİ BULDULAR

Erzincan’ın Kemah Kalesi’nde Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinden yola çıkan kazı ekibi, 9 yıldır kazı çalışması sonucunda Anadolu’nun tarihteki en uzun su tünellerini ve bin yıllık Türk mahallesini gün yüzüne çıkarmayı başardı.

Türkler’in Orta Asya’dan göç ettiği Anadolu’da kurulan Mengücekliler Beyliği’nin başkenti konumundaki Erzincan’ın Kemah ilçesinde yer alan Kemah Kalesi’nde, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü görevlilerince 9 yıldır kazı çalışması yapılıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla, arkeolog ve sanat tarihçilerince yürütülen kazı çalışmalarında, önemli tarihi eserler ve kalıntılar ortaya çıkarıldı. Kemah kalesi ile Tanasur deresi arasında bulunan Anadolu’nun en uzun tarihi su tünelleri (350 metre) ve bin yıllık Türk mahallesi de bu eserler arasında yer alıyor. Kemah Kalesinde yapılan kazı çalışmaları Prof. Dr. Hüseyin Yurttaş başkanlığında kazı ekibinde bulunan 18 tane öğrenci, 3 profesör, 1 doçent, 3 yardımcı doçent tarafından toplamda 26 kişi ile gerçekleştirildi.
Prof. Dr. Hüseyin Yurttaş: “Biz 2010 yılından itibaren Kemah’ta Kemah Kalesinde kazı çalışmalarını yapıyoruz. Kültür Bakanlığı adına Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü olarak kazı çalışmalarını yürütmekteyiz. Bölümde ki hoca arkadaşlarımla birlikte Kültür Bakanlığı temsilcisi Harun Bastem ile beraber bu sene ki kazı çalışmalarımızı sonlandırma aşamasına gelmiş durumdayız.

Yaptığımız çalışmalarda bu sene yine mimari mekanlar ortaya çıkarılmaya çalışıldı. Özellikle kalenin kuzey tarafında yer alan evlerin ortaya çıkarılması sırasında yaptığımız çalışmalarda geçmiş dönemlerde ki yapılan çalışmalara ilave olarak bazı mekanlar açığa çıkarıldı. Bunlar günümüzde belki yanlış anlaşılabilir.
Günümüzün evleri ile karşılaştırılmamalı bunlar. Yani günümüzde 3 oda bir salon gibi bir tuvalet vesaire şeklinde değil de genellikle bir büyük oda yanında küçük bir mekan veya ahır dediğimiz bölümlerin yer alabileceği yerlerden ibaret. Büyük odaların içerisinde tandır kısımları ve ocaklar bulunuyor. Bunlar ortaya çıkarıldı. Yapıların basit bir yapı malzemesi ile inşa edildiğini anladık.
Özellikle duvarların kerpiç malzeme ile ve toprak dolgu malzemesi ile bazen de aralarında moloz taş malzemesi dediğimiz küçük taş parçalarının kullanılması ile inşa edilmiş evler bunlar. Zeminleri bazılarında toprak dolgu, bazılarında tuğla döşeme şeklinde de karşımıza çıktı. Yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkarılan mekanların korunması da önemliydi. Bu sene yaptığımız çalışmada hem geçen sene ki açmalarımızda, hem de bu sene yaptığımız kazı çalışmalarında duvarların sağlamlaştırılması yoluna da gidildi. En azından bunlar birkaç sene içerisinde yok olup ortadan kalkmasın diye. Yaptığımız çalışmalarda öğrenci arkadaşlarımızla birlikte bölgede işçi arkadaşlarımızda çalıştı. Atatürk Üniversitesinden doktora düzeyinde, yüksek lisans ve lisans düzeyinde 18 tane kadar arkadaşımız burada görev aldılar. Bunların yanı sıra 3 profesör, 1 doçent, 3 yardımcı doçent arkadaşımızda yine kazı çalışmalarına iştirak ettiler. Temmuz ayı başlarında başladığımız kazı çalışmaları Ağustos’un başları itibariyle tamamlanmış durumda. Bundan sonra ki çalışmalara da inşallah bu şekilde devam edilecek. / Biz çalışmalara başlamadan önce elbette ki bütün kazı yapan ekipler gibi bir ön hazırlık çalışması yaptık.
Bölgeden bahseden seyahatnamelerden, tarihlerden araştırmalarımızı başlatmıştık. Bu çalışmalarda Evliya Çelebi Seyahatnamesi bizim için büyük bir yol gösterici oldu. Çünkü Evliya Çelebi, Kemah’tan uzun bir şekilde bahsetmekte. Burada kalenin içinde birbirine bitişik şekilde 600 kadar evin varlığını söylemekte. Bu 600 kadar evin bir tanesinin bahçeli olduğunu bu evler arasında 11 tane camii ve mescidin yer aldığını, bunlardan bir tanesinin de kagir bir minareye sahip olduğunu ifade etmekte. Bu kagir minareli caminin de Bey Camii olarak adlandırıldığını söylemekte.
Biz de bu söylentiler ve yazılanlar doğrultusunda kazı çalışmalarımıza başlamıştık. İlk yıl yaptığımız çalışmada kalenin şimdi ki girişinin hemen yanında yer alan minare kalıntısından yola çıkarak Bey Camisini ortaya çıkardık. Yaklaşık 200 metrekarelik bir alan üzerinde kurulu bir camii. Maalesef camiden duvarlar, vesaire hiç biri günümüze ulaşmamış durumda. Çevrede yaptığımız araştırmalar neticesinde bu caminin de ahşap direkli bir camii olduğunu söyleyebiliyoruz. Zaten Anadolu’da ilk inşa edilen camiler içerisinde ahşap direkli camiiler var. Bu Kemah Kalesinde ki camii de bunlardan birisi. Yine geçtiğimiz senelerde yapmış olduğumuz kazı çalışmaları sırasında hamam kalıntısının içerisinde bir bohça içerisine konulup toprağa gömülmüş bir takım yazılı kitap parçaları ve Kur’an-ı Kerim sayfaları ortaya çıkarıldı.
Bunların üzerine temizleme çalışmaları yapıldı. Değerli olanlar müzeye teslim edildi. İçlerinde bir de özellikle 16. Yüzyıla ait olduğunu düşündüğümüz biz Kur’an-ı Kerim parçası vardı. 27 varaktan ibaretti bu. Ahmet Karahisari ekolüne sahip olduğunu düşündüğümüz bu Kur’an-ı Kerim gerçekten buluntular içerisinde ki en değerli olan parçamızdı. Kültür Bakanlığı bunun bir benzerini tıpkı basımını yaparak Türkiye’ye dağıttı. Bunun bir benzeri Kur’an-ı Kerim yalnız tekziplenmemiş sadece yazıları itibariyle gerçekten bir sanat ederi olduğu açıkta. Bununla birlikte enamlar, 19. Yüzyıla kadar matbuu ve el yazması kitap parçaları, hatta tutulmuş defterler vesaireler de bu buluntular içerisinde yer almıştır” dedi.

Diğer Haberler

Gönüllüler empati yapıp, çöp topladılar

Erzincan’da Uluslararası Damla Gönüllüleri Derneği üyeleri çevre temizliği, engelsiz hayat konularında etkinlikler düzenleyerek 5 Aralık …

Acil Sağlık Hizmetleri Haftasında Öğrenciler Bilgilendirildi

112 Ambulans sisteminin 25. Kuruluş yıldönümü olması münasebeti ile “1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası” …