12 Ekim 2019 ,Cumartesi
Home Buradasınız/ KÖŞE YAZILARI Buradasınız/ SEL GELİYOR… ANCAK; “YAŞATMAK İÇİN”

SEL GELİYOR… ANCAK; “YAŞATMAK İÇİN”

Kültür emperyalizmini, ülkemizin tarihini, kültürünü, maneviyatını tanıyan hainler eli ile gerçekleştirmek, ardından da siyasi ve ekonomik darbe ile sömürge alanını genişletmeyi amaçlayan İblisler Meclisi darbe üstüne darbe yiyorlar ve yiyecekler…
Artık ayağa kalkma zamanıdır. İslam beldeleri, yurtları, şehit kanları ile sulanan topraklar, her türlü mezalime uğrayan, toprakları talan edilen Müslümanların uykuda olmaları büyük bir zillettir.
Uyutulan ve uyuşturulan İslam Dünyası derlenip toparlanma sancıları yaşıyor.
Bu derlenme ve toparlanmanın, kaybettiği ruhu tekrar kazanma azmi ve kararlılığı, Türkiye sayesinde tüm İslam dünyasına fer ve ışık olmaktadır.
Kendilerini kaptan-ı Derya zanneden, zehirli ve kılçıklı düşünceleri ile dünyayı yaşanmaz hale getirenlerin borularının sesi kısılması vetiresine girmiştir.
Amerika’sı, İngiltere’si, Fransa’sı, Almanya’sı, İtalya’sı, Belçika’sı dahası Avrupa’sı endişe içinde… Korkuyorlar gelen selden…
Yiğit düştüğü yerden kalkarmış. Kıyam hareketidir aslında yaşananlar… Kendi kendinize tarih yazamazsınız haykırışıdır, doğru tarihi biz yazacağız, önderlik edeceğiz, ediyoruz tüm İslam âlemine.
Kim ne derse desin gıpta ile izleniyor Türkiye. İçimizdeki hainler, iblisler ve mavallar hariç. Bir zamanlar racon kesilen gel gel, git git diye talimatlar yağdırılan değil, Ülkesinin sorunlarını, milli, kendi kültür ve inanç teknesinde yoğurarak geleceğe yürüyen bir Türkiye var.
Artık bu selin karşısında kimse duramaz.
İflas bayrağını çekmiştir tüm beşeri sistemler. Bir arayış için de tüm dünya insanları. İşte tamda bu noktada hayat iksirini sunacak ve Allah’ın kullarını, kula kul olmaktan kurtaracak, asrın firavunlarını, tağutlarını tarihe gömecek meşalenin ateşi tutuşturulmuştur.
15 Temmuz onun için bir milattır. Ahırı medeniyet diye yutturan Avrupa ne kadar 15 Temmuz’un üstünü örtmeye çalışsa da, korkunun kendilerinde ne kadar egemen olduğu gün gibi aşikârdır.
Tağutlar birer birer kendi kurdukları tuzaklara düşeceklerdir.
Hiçbir İslam Ülkesinin liderinin tüm dünyada yaşanan rezaletleri dile getirmeye cesaret dahi edemediği mevzuları, önce davet ve tebliğini yapıp, bu davet ve tebliğ kulak arkası edilince, fezlekelerini de ortaya koyarak tüm dünyanın gözü önünde maskelerini indiren, İblisler Parlamentosunun yediği haltları tek tek sıralayan bir Cumhurbaşkanı ve arkasında milli irade var.
Türkiye’nin dinamizminden esinlenen ve ümit kulvarına giren, cesaretini toplayan tabandan yükselen bir ses var.
25 yıl önce 1991 yılında Amerika’nın öncülüğünde sözde demokrasi götürüyoruz teranesi ile koalisyon güçlerinin başlattığı kod adı, “Çöl Fırtınası Harekâtı” Körfez Savaşını, BMGK tarafından Irak’a uygulanan, çökertme harekâtı olan, ekonomik yaptırımları hatırlayanlar, o dönemdeki Türkiye’nin pozisyonunu bugün ile kıyasladığında o günkü Türkiye ile bugünkü Türkiye’nin kıyas dahi yapılamayacağını görürler.
Türkiye’m! Artık Hatt-ı müdafaa yoktur, Sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.
Topyekûn Diriliş vaktidir.